Şile'de karaya oturan 'Natalia' gemisinde neler yaşandı?

  • 27.12.2018-04:25
  • - Son Güncelleme 27.12.2018-04:26
  • /
  • 0

Geçtiğimiz günlerde Şile’de karaya oturan Natalia gemisinin bağlı olduğu ECA Denizcilik şirketinin sahibi Hüseyin Uzun, konuyla ilgili tüm ayrıntıları Turkdeniz.com’a anlattı.

Hüseyin Uzun, talihsiz kazanın öncesi, kaza anı ve sonrasında yaşananları, bundan sonraki süreçte neler olacağını ve mürettebatın bazı iddiaları ile ilgili açıklamalar yaptı.

Kazanın nasıl geliştiğini anlatan Uzun, şu ifadeleri kullandı: “19 Aralık’ta 01:30-02:00 civarı gemi kaptanı bizimle temas kurdu. İstanbul Boğazı’na giriş saatinin 05:00 olarak verildiğini söyledi. Hava fırtınalı olduğu için zaten endişeli olduğumdan dolayı geminin boğaza girmesini bekledim. Saat 03:00-03:30 civarında gemi kaptanı bizimle tekrar iletişime geçerek; geminin dalgaları bordadan aldığını bu nedenle çeşitli manevralar yaparak boğaz ağzına girmeye çalışacağını söyledi. Bunun üzerine kendisine ‘Boğaza girmenizin risk olduğunu hissediyorsanız girmeyin, Ereğli’ye doğru dönün ve Ereğli’ye doğru gidin.’ şeklinde sözlü talimat verdim. Fakat gemi kaptanı 7 mil mesafe olduğunu ve bu mesafeyi geçebileceğini söyleyerek telefon görüşmemizi sonlandırdı. Sonrasında saat 04:20 civarı jeneratörlerde bir problem olduğunu ve geminin kararma durumunu yaşadığını ve voltajların düştüğünü belirtti. Ne yapması gerektiğini sordu. Kendisine ‘Emniyetli şekilde ne yapmanız gerekiyorsa onu yapın. Demirlemeniz gerekiyorsa demirleyin, filtreleri temizleyin’ diye talimat verdim.

"2.5 mil açıkta demirlediler"

Saat 04:30’da Şile, Karaburun mevkiinin kuzey batısının yaklaşık 2,5 mil açığına demirlediler. Hava raporları Kuzeybatı 9-10 olarak veriyordu. Dalga yüksekliği ise kaptanın beyanına göre 7-8 metre, görüş kısıtlı-orta ve yağışlıydı. Daha sonra 15 dakika içerisinde filtrelerin temizlenip jeneratörlerin çalışır hale geldiğini bildirdiler. Bundan önce jeneratördeki sorunu algılayamadığımızdan dolayı ikinci jeneratörü devreye almalarını söylemiştim. O jeneratörü de devreye aldıklarında yakıtın yeterli gelmemesinden dolayı her iki jeneratörün güce binemediğini gördük. O zaman filtrelerin tıkalı olabileceğini bunun sebebinin de geminin çok yalpaya kalmasından dolayı tankların diplerindeki pisliklerin çalkantıdan temiz olan yakıt ile   karışmasından olabileceğini mühendisler bize bildirdi. Sonrasında jeneratörler normal bir şekilde çalışmaya başladı.

Kıyı Emniyeti’ne bağlı istasyonlar demirlememize takriben sürekli bize bu bölgeden kalkmamızı söyleyerek, makine arızamızın olup olmadığını ve römorkör ihtiyacımızın olup olmadığını sordular. Gemi kaptanı ana makinede bir problem olmadığını sadece jeneratörlerin çalkantılar nedeniyle filtrelerinin tıkandığını, jeneratörlerin an itibariyle çalıştığını ve boğaza 05:00’da gireceklerinin kayıtlara alınmasını ve römorkör talebi olmadığını VTS  Türkeli istasyonuna bildirdi. Daha sonra gemi kaptanı 9 kilit demirde olduğu için 7-8 metre dalgada demir almakta zorlandıklarını söyledi. Bu süre 1,5 saat kadar sürdü.

“Dalgaların yüksek olması nedeniyle ırgat, demiri çekemedi”

Biz ofiste kriz masasını kurduğumuzda kendisiyle tekrar görüşerek çok endişelendiğimizi, halen demirin neden alınamadığını, makinenin yol üzerinde olup olmadığını sorduk. Kendisi makinenin yol üzerinde olduğunu yaklaşık 2,5 knot ile demirin üzerine gittiklerini ancak dalgalarına yüksek olması nedeniyle ırgatın demiri çekemediğini ve denizde üç kilit demir olduğunu, bunun da alınmasının yarım saati geçeceğini bize beyan etti. Kendisine kıyıya olan uzaklığını sorduğumuzda mesafenin yarım mile yaklaştığını bize bildirdi. Endişemiz daha da arttı. Bunun üzerine gemi kaptanına hali hazırda denizde 3 kilit olan demiri 9 kilitin tamamını demiri denize sermesini ve sancak demiri de funda etmesini söyledik. Akabinde hemen gemi kaptanının Kıyı Emniyeti’nden römorkör talep etmesini söyledik. Biz de ofisten Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nü arayıp o anki nöbetçi kaptan ile temas kurup, geminin tehlike altında olduğunu, demir alınamadığı için makineye yol verilemediğini, dalgaların yenilemediğinden dolayı acilen römorkör göndermelerini talep ettik. Kendilerinin Kurtaran-8 römorkörünü gönderdiklerini ancak dalgalar nedeniyle römorkörün camının kırıldığını bu nedenle geri döndüğünü yerine başka bir römorkör göndermeye çalışacaklarını bize beyan ettiler.

“Acil durum çağrısı yapıldı”

VHF ile görüşerek acil durum çağrısı yapılmasının ardından Kurtaran-7 isimli römorkör, Üsküdar’dan kalkarak geminin bulunduğu noktaya doğru intikal etti. Yaklaşık bir saat sonra boğaz ağzına gelen römorkörün hızı dalgalar nedeniyle 3 mile kadar düştü. Kıyı Emniyeti bize telefon açarak bize ‘Gemiye müdahale etme ve römorkör gönderme durumumuz mümkün değil’ dedi. Bu saatten sonra da artık işimiz Allah’a kaldı. Saat 09.04’te gemi kaptanı telefon ile bizi arayıp ‘Gemi kıç tarafından Karaburun mevkiinde karaya vurmuştur’ dedi.

İşte Natalia gemisinin karaya oturma anı

 

 

“Personelin emniyetinin alınması gerektiğini kaptana söyledik”

Daha sonra gemi, dalgaların da etkisiyle sancak orta tarafına kadar yaslamış oldu. Gemi, kayalara çarptığı anda acil durum ilan edildi. Geminin su alıp almadığı kontrol edildi. O ana kadar geminin kesinlikle su almadığı görüldü. Makine dairesi ya da başka bir yerde su yoktu. Daha sonra geminin oturmasını takiben Kıyı Emniyeti kara personeli zaten saat 04:00’dan beri geminin karaya oturma ihtimaline karşın hazırlıklarını yapmış bekliyorlardı. Biz de saat 09.30’da geminin karaya oturduğu yere intikal ettik. Gemi ile temas kurarak gemideki personelin emniyetinin alınması gerektiğini kaptana söyledik. Toplanma sahasında toplanmalarını, tüm payroteknik malzemelerini yanlarına almalarını ve kimsenin artık geminin herhangi bir yerine girmemesi gerektiğini söyledik. Ardından Kıyı Emniyeti yetkilileri gemideki kurtarma çalışmalarını başlattı. Hava şartları önce müsaade etmedi. Daha sonra öğlen saatlerinde kurulan sistemle personeller gemiden kurtarılmaya başlandı.

“Olaya denizci gözüyle baktık”

Çıkartılan personellerin hepsi ambulanslarla Şile Devlet Hastanesi, Sancaktepe Devlet Hastanesi ve Ümraniye Devlet Hastanesine gönderildi. Burada sağlık kontrolleri yapıldı. 01:30 civarı Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın talebi üzerine tüm personel hastanelerden alınarak Sahil Güvenlik Komutanlığına götürüldü. Bu arada personelin kazadan dolayı yaşadığı şoku atlatmasının ardından ihtiyaçlarını karşıladık. Onları sevgi ve şefkatle kucakladık. Çünkü bizler de denizci kökenli bir aileden gelmemizden dolayı olaya bir tüccar gibi değil denizci gözüyle baktık. Sabah 09:30’a kadar ifade verdik. İfadenin ardından onları tahsis ettiğimiz otellere yerleştirdik. Kendilerine dinlenmelerini ve bizden haber beklemelerini söyledik. Sonrasında gemiden çıkarttığımız valizleri, kişisel eşyalarını kendilerine teslim ettik. Tüm ihtiyaçlarını biz karşıladık. Her şeyi eksiksiz yerine getirdik. Personelleri şirketle ilişkileri kesildikten sonra ülkelerine yolcu ettik.

“Üzülerek takip ettik”

Hüseyin Uzun, gemi personelinin uzun süredir maaşlarını alamadığı yönündeki haberlerle ilgili olarak: ‘Hiçbir personelin maaş alamadıkları yönünde şikayeti olmadı’ ifadelerini kullandı. Hüseyin Uzun, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gemide 16 personel vardı. Bunların 3'ü Türk, 2'si Hinditanlı, 11'i de Azerbaycan vatandaşıydı. Türk personellerimiz evlerine döndü. 13 yabancı personelimizin tamamını da  ülkelerine yolcu ettik. Hiçbir personelimizin maaş alamadık yönünde şikayeti olmadı. Sadece Suriye vatandaşı olan Munir Fanssa isimli arkadaşımız bazı kişilerin yönlendirmesiyle açıklamalar yaparak beş buçuk aydır maaş alamadığı yönünde açıklama yaptı. Biz de üzülerek takip ettik. Bu konuda alnımız ak. Herkesin kalan güne hesaplarını kesip ödemelerini yaptık. Bu arkadaşımızın da parasını ödedik. Bu arkadaşımız gemiye katıldıktan sonra gemi makinesinin overall’ı için yaklaşık üç ay Tuzla’da kaldı. Biz bu arada gemi personelinin çoğunu göndermiştik. Bu arkadaşımızı da gönderecektik. Ailevi sebepler ve ihtiyaçlarından dolayı gemide kalmak istediğini bize söyledi. Biz de kendisini gemide tuttuk. “

“Personel, bize yanlış yaptığını söyledi”

“Gemi, makine onarımının ardından 21 Kasım’da ilk seferini Selanik Limanı’na yaptı. Döndükten sonra İstanbul’dan Rusya’nın Novorossiysk Limanı’na gitti. Burada yüklemesini yapıp Türkiye’ye geri dönerken bu kazaya karıştı. Bir gemi personeli beş buçuk aydır eğer maaş almıyorsa tüm denizciler bilir ki bu gemiyi her limanda ITF’e tuttururlardı. Böyle bir şey kesinlikle yok. Bizim personelimiz zaten genelde fazla değişmeyen devamlı çalıştığımız kontratları bitip izin yaptıktan sonra geri gelen bizleri ve gemilerimizi tanıyan arkadaşlarımız. Zaten bu personel telefonda bize çok mahcup olduğunu beyan etti. Yanlış yaptığını, kendisini kandırdıklarını ve bu şekilde açıklama yapmak zorunda kaldığını söyledi. Biz kendisine:’ Bu şekilde açıklamalar yapıyorsun. Bunlar yanlış. Senin muhatabın şirkettir. Bu açıklamaları yapma. Alacağın varsa şirkete gel. Görüşmek istemiyorsan ITF ile görüş. Onlar bu yolu hukuki yönde soruştursun. Bunun yeri hukuktur. Bu şekilde hak aranmaz’ dedik. Kendisine şirketimize davet ettik. Şirketimize geldi. Ödemelerinin kalan kısmını diğer tüm arkadaşlara yaptığımız gibi kendisine de yaptık. Hepsinin resmi ödeme  dekontları ve makpuzları özlük dosyalırında mevcut.”



Bundan sonra ne olacak?

Hüseyin Uzun, Natalia gemisini en kısa sürede kaza yerinen kaldırmak istediklerini söyledi. Uzun yaptığı açıklamada: “Gemi, şu anda monopol bölgesinde bulunduğu için kurtarma hakkı Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nde. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü şu anda İstanbul Liman Başkanlığı’ndan geminin gemi vasfını kaybedip kaybetmediğinin belirlenmesi için bir sörvey ataması istedi. Sörveyler gemiye gelip geminin gemi niteliğini kaybedip kaybetmediğini tespit ettikten sonra hazırlayacakları raporu Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’ne sunacak. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü kendileri açısından bir karlılık mevcut ise kurtarma işlemine başlayacak. Aksi halde geminin armatör tarafından kurtarılması talebini yapacaklar. Bize kalsa biz geminin kurtarma çalışmalarına hemen başlamak istiyoruz.” şeklinde konuştu.

“Çevre kirliliği olmadı”

Hüseyin uzun kazanın ardından herhangi bir çevre kirliliğini olmadığını söyleyerek: “Geminin P&I kuruluşu kazanın olduğu ilk günden çevre kirliliği olmaması için bariyerleri serdi. Sonrasında geminin içinde bulunan yaklaşık 8 ton dizel oil, 20 ton fuel oil, 12,7 ton kirli su ayrıca 2,7 ton slaçın boşaltılması için gerekli işlemlere başladı. Bunların bir kısmı gemiden alındı. Kalan kısmı hava şartlarından dolayı gemiden alınamadı. Hava şartlarının düzelmesiyle bunları almaya devam edecekler. Burada öncelik çevre kirliliğinin olmaması. Geminin içerisindeki 5.450 ton soda yüküne zarar gelmediğini düşünüyoruz. Üç kat ambalajları var. Yüklenirken de yağmurda yüklenmişti. Ambalajların su geçirmez özelliği var. Yükün zarar görmediği kanaatindeyiz ancak kontrol etme fırsatımız olmadı.” İfadelerini kullandı.

“Geminin kurtarılarak geri dönüşüm merkezine gönderilmesini sağlayacağız”

 “Yükün limbo edilmesiyle beraber geminin zaten yüzeceği kanaatindeyiz. Bundan sonraki işlem; geminin altındaki deliklerin veya hasarın kapatılarak geminin olduğu yerde kaldırılarak yüzdürülmesi. Geminin ticari yönden bu saatten sonra çalışmasının ekonomik olmadığı, tamir edilmesinin bizim açımızdan ekonomik olmadığını biliyoruz. Geminin bize göre şu andaki vasfı hurdadır. Geminin buradan kurtarılarak gerekli geri dönüşüm merkezine gönderilerek parçalanmasını sağlayacağız. “

“İnşallah gemiyi soyulmadan teslim alacağız”

“Kazanın olduğu günden beri Şile Jandarma Komutanlığı kaza yerine 24 saat esaslı koruma desteği sağladı. Biz de denizden botla koruma desteği sağlıyoruz. Bu tip kazaların ardından gemideki kıymetli malzemelerin, cihazların sökülmesi bir diğer ifade ile korsanlık girişimi söz konusu olabiliyor. Lumbuzlara kadar her yeri sökebiliyorlar. Bu tip hırsızlığın önüne geçmek için böyle bir tedbir alındı. Biz de orada nöbet tutuyoruz. Jandarma da nöbet tutuyor. Hırsızlık girişimi de oldu. Sahil Güvenlik Komutanlığı bundan sonra girişim olması halinde botla müdahale edilerek geminin talan edilmesine müsaade edilmeyeceklerini bize söylediler. İnşallah gemiyi soyulmadan teslim alacağız”

“En büyük tesellimiz can kaybının olmaması”

“Bize hukuki olarak ulaşmış bir tebliğ yok. Sadece Şile Liman Başkanlığı’nın bize yazmış olduğu idari araştırma ile ilgili bir yazı var. Bu yazının içeriğinde bizden bazı belgeler istiyorlar. Bu evrakların en kısa zamanda gönderilerek. Gemi Kaptanı, nöbetçi vardiya zabitinin ve çarkçı başının ifadelerine tekrar başvurmak istedikleri bilgisi var. Yargı yönünden şu ana kadar bize ulaşan herhangi bir ihbar veya evrak yok. Bu konuda neler olduğunu biz de bilmiyoruz. Bizim en büyük tesellimiz can kaybının olmaması. Can kaybı olmadığı için büyük bir ihtimalle oluşabilecek yargı ve idari soruşturmaların kazanın oluş şekli ile ilgili ya da oluşabilecek çevre kirliliği ile ilgili tanzimlerin yerine getirilmesi ile ilgili olduğunu düşünüyoruz. Bunlar da P&I sigortamız tarafından garanti altına alınmıştı. Gemiyi yerinden çıkartıp sahilin eski haline gelmesini umut ediyoruz. Bir denizci olarak yaşanan olaylardan çok fazla üzüldüğümü  ancak tek tesellimin bir can kaybının olmaması  ve gemilerde verilen eğitimlerin boş olmadığını  meslektaşlarımın bu gibi şeylere daha dikkat etmelerini onlardan rica ediyorum. Biz de ticari hayatımıza tekrar eksi bir zararla dönmeyi umuyoruz.”

TURKDENİZ.COM


Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
;