ABD’den gölge filoya hamle: Yaptırımlı tankerler yeniden sektöre dönüyor

ABD’den gölge filoya hamle: Yaptırımlı tankerler yeniden sektöre dönüyor

Washington yönetimi, yaptırım kapsamındaki petrol tankerlerinin onaylı yatırımcılara satılarak yenilenmesi ve meşru ham petrol ticaretine geri dönmesi için yeni bir mekanizma üzerinde çalışıyor.

Washington yönetimi, yaptırım kapsamındaki petrol tankerlerinin onaylı yatırımcılara satılarak yenilenmesi ve meşru ham petrol ticaretine geri dönmesi için yeni bir mekanizma üzerinde çalışıyor. Hürmüz Boğazı’ndaki kriz nedeniyle yükselen navlun fiyatlarını düşürmeyi hedefleyen girişimin etkisi ise sektör temsilcileri ve piyasa analistleri tarafından sorgulanıyor.

ABD yönetimi, küresel petrol taşımacılığında kapasiteyi artırmak ve Hürmüz Boğazı’ndaki krizle birlikte yükselen navlun maliyetlerini kontrol altına almak amacıyla yaptırım kapsamındaki tankerlerin yeniden ticari faaliyete kazandırılmasını gündemine aldı.

ABD Enerji Bakanı Chris Wright, New York’ta Citadel Securities tarafından düzenlenen bir etkinlikte yaptığı açıklamada, daha önce yaptırım listelerine alınan petrol tankerlerinin onaylı yatırımcılara satılması, gerekli yenileme ve denetim süreçlerinden geçirilmesi ve mevzuata uygun ticarette kullanılmasına imkân sağlayacak bir sistem üzerinde çalışıldığını duyurdu.

Girişimin İran ve Rus petrolüne yönelik yaptırımların genel olarak kaldırılması anlamına gelmediğini vurgulayan Wright, amaçlarının gemileri meşru ticari faaliyetlerde kullanılabilecek varlıklara dönüştürmek olduğunu ifade etti. Küresel gölge filonun yaklaşık 1.600 tankerden oluştuğunu belirten Wright, bunlardan onlarcasının, hatta belki yüzlercesinin zaman içinde kurallara uygun ticarete dönebileceğini söyledi.

INTERTANKO’dan güvenlik ve denetim uyarısı

ABD’nin planı, tanker sektöründe güvenlik, sigorta ve mevzuata uyum tartışmalarını da beraberinde getirdi. Tanker armatörlerini temsil eden INTERTANKO, yaptırım kapsamındaki bir geminin yeniden yasal ticarete kazandırılmasının tek başına yeterli olmayacağına dikkat çekti.

Birliğe göre gemilerin teknik durumu, mülkiyet yapısı, sigorta kapsamı ve geçmiş denetim kayıtları titizlikle incelenmeli. Şeffaf olmayan sigorta düzenlemeleri, yetersiz gözetim ve eksik muayene geçmişleri; mürettebatın güvenliği, çevrenin korunması ve kıyı devletlerinin hakları açısından önemli riskler oluşturuyor.

INTERTANKO, ilave tanker kapasitesine ihtiyaç duyulması hâlinde önceliğin güvenlik standartlarını karşılayan ve mevzuata uygun çalışan filoya verilmesi gerektiğini vurguladı. Birlik ayrıca, gölge filodaki gemilerin yeniden sisteme alınmasının, güvenlik ve uyum için yatırım yapan armatörler açısından yanlış bir teşvik oluşturabileceği uyarısında bulundu.

Navlun fiyatlarında beklenen rahatlama sınırlı

Piyasa analizleri de yaptırımlı tankerlerin yeniden devreye alınmasının navlun fiyatlarını düşürmekte ne ölçüde etkili olabileceği konusunda temkinli bir tablo ortaya koyuyor.

Değerlendirmelere göre, ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıkların Kontrolü Ofisi (OFAC) tarafından yaptırım uygulanan yaklaşık 160 çok büyük ham petrol tankerinden (VLCC), yaş ve mülkiyet kriterleri dikkate alındığında yalnızca 24’ünün ana akım ticarete dönmesi gerçekçi görünüyor.

Kpler, navlun maliyetlerindeki yükselişin temel nedeninin yalnızca tanker arzındaki yetersizlik olmadığını, Orta Doğu Körfezi’ndeki savaş riski ve buna bağlı operasyonel kısıtlamaların da belirleyici rol oynadığını kaydediyor. Kuruluşa göre yaptırımların gevşetilmesi, navlun piyasasında anlamlı bir rahatlama sağlamadan Washington’ın jeopolitik baskı araçlarını zayıflatabilir.

Braemar’ın tahmini ise daha düşük bir kapasite artışına işaret ediyor. İran ve Avrupa yaptırımlarıyla bağlantılı gemiler dışarıda bırakıldığında, yeniden ana akım ticarete dönebilecek VLCC sayısının 19 ile sınırlı kalabileceği belirtiliyor.

Braemar, girişimin kalıcı etkisinin Hürmüz Boğazı’ndaki tanker ve petrol akışının seyrine ve ABD’nin oluşturacağı onay mekanizmasının ne kadar süre uygulanacağına bağlı olacağını vurguluyor.

Yaptırımlı tankerlerin çoğu zaten faaliyette

BRS’nin analizine göre, yalnızca ABD tarafından yaptırım uygulanan 148 açık deniz tankeri bulunuyor. Bu sayı, küresel açık deniz tanker filosunun yaklaşık yüzde 2,5’ine karşılık geliyor.

BRS, söz konusu gemilerden yalnızca 14’ünün üç aydan uzun süredir atıl durumda olduğunu belirtiyor. Diğer tankerlerin büyük bölümü ise hâlihazırda gri piyasa olarak tanımlanan ticari faaliyetlerde kullanılıyor.

Üstelik Birleşik Krallık ve Avrupa Birliği’nin uyguladığı yaptırımlar, bazı gemilerin gerekli sigorta ve diğer temel denizcilik hizmetlerine erişimini engelleyebilir. Bu durum, ABD’nin onay vermesinin tek başına söz konusu tankerlerin uluslararası ticarette sorunsuz biçimde faaliyet göstermesini garanti etmeyeceğini ortaya koyuyor.

BRS’ye göre, potansiyel olarak uygun gemilerin çoğunun zaten çalışıyor olması ve Hürmüz Boğazı’ndaki geçişleri kısıtlayan temel sorunların devam etmesi nedeniyle girişimin kısa vadede navlun fiyatları üzerinde önemli bir etkisi olması beklenmiyor.

Rus dizel ticaretine geçici izin de gündemde

Washington’ın tanker planı, bu ayın başlarında Rus dizel yakıtı ticaretine yönelik geçici izin kararının ardından geldi. ABD yönetiminin söz konusu ticarete 7 Nisan 2027’ye kadar geçici olarak izin verme kararı, Ukrayna yönetimi ve bazı ABD’li milletvekillerinin tepkisini çekmişti.

Sektördeki değerlendirmeler, yaptırımlı tankerlerin yeniden ticarete kazandırılmasının küresel deniz taşımacılığına ilave kapasite sağlayabileceğini, ancak navlun piyasasında kalıcı bir rahatlama için tek başına yeterli olmayabileceğini gösteriyor. Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik koşulları, sigorta maliyetleri ve tankerlerin fiilen kullanılabilirliği, önümüzdeki dönemde navlun piyasasının yönünü belirleyecek temel unsurlar olmaya devam edecek.

TÜRK DENİZ MEDYA