Küresel Denizcilik Sektöründe Çift Yakıtlı Gemi Filosu'nda Yaşanan Gelişmeler Neler?
Dünya genelinde alternatif yakıtlarla çalışabilen çift yakıtlı konteyner gemileri ve Ro-Ro taşıyıcılarının sayısı 503’e ulaştı.
Dünya Denizcilik Konseyi’nin (WSC) verilerine göre, hizmetteki gemi sayısı bir yılda yüzde 41 artarken, sipariş aşamasındaki 849 geminin filoya katılmasıyla toplam sayı 1.352’ye yükselecek. Sektörün bu gemilere yönelik yatırım taahhütleri ise 200 milyar doları aştı.
Küresel denizcilik sektörü, daha düşük emisyonlu yakıtlara geçiş için yatırımlarını artırıyor. Dünya Denizcilik Konseyi’nin (WSC) Eylül 2026 verileri, özellikle konteyner taşımacılığı ve araç taşıyıcılığı alanlarında alternatif yakıtlarla çalışabilen gemilere yönelik dönüşümün hız kazandığını ortaya koyuyor.
WSC’nin Çift Yakıtlı Gemi Filosu verilerine göre, dünya genelinde hizmet veren çift yakıtlı gemi sayısı Eylül 2026 itibarıyla 503’e yükseldi. Geçen yıl aynı dönemde 358 olan gemi sayısı, böylece bir yılda yüzde 41 arttı. Sipariş defterinde yer alan 849 geminin de teslim edilmesiyle çift yakıtlı gemi filosunun toplam büyüklüğü 1.352’ye ulaşacak.
Konteyner gemileri ve araç taşıyıcılarına yönelik bu yatırımların toplam taahhüt tutarı 200 milyar doları aşarken, sektörün düşük emisyonlu yakıtlara geçişinde gemi yatırımlarının yanı sıra yakıt tedariki ve uluslararası düzenlemeler de belirleyici rol oynuyor.
Siparişlerde alternatif yakıtlı gemilerin ağırlığı artıyor
Çift yakıtlı gemiler, geleneksel denizcilik yakıtlarının yanı sıra alternatif yakıtlarla da çalışabilecek şekilde tasarlanıyor. Bu teknoloji, yeni yakıt türlerinin yaygınlaşması ve ikmal altyapısının gelişmesi sürecinde armatörlere operasyonel esneklik sağlıyor.
Ancak bu gemilerin emisyon azaltım potansiyelini tam olarak ortaya koyabilmesi, alternatif yakıtların yeterli miktarda ve rekabetçi fiyatlarla temin edilmesine bağlı.
WSC verilerine göre, alternatif yakıtlarla çalışabilen gemiler, sipariş aşamasındaki konteyner gemilerinin toplam ölü ağırlık tonajının yüzde 65’ini, araç taşıyıcılarının ise yüzde 97’sini oluşturuyor. Küresel filonun diğer bölümlerinde bu oran yüzde 23 seviyesinde kalıyor.
Bu veriler, özellikle konteyner taşımacılığı ve araç lojistiğinde yeni gemi yatırımlarının önemli ölçüde alternatif yakıt teknolojilerine yöneldiğini gösteriyor. Bununla birlikte, toplam gemi siparişleri büyürken geleneksel yakıtlarla çalışacak gemilere yönelik siparişlerde de son bir yılda artış yaşandı.
WSC: Alternatif yakıtların maliyeti belirleyici olacak
Dünya Denizcilik Konseyi Başkanı ve Üst Yöneticisi Joe Kramek, konteyner gemisi ve araç taşıyıcısı sektörlerinin daha temiz yakıtlarla çalışabilen gemilere 200 milyar doların üzerinde yatırım taahhüdünde bulunduğunu belirtti.
Hâlihazırda 500’den fazla geminin hizmet verdiğini, yüzlercesinin de filoya katılmayı beklediğini ifade eden Kramek, yapılan yatırımların emisyon azaltımına dönüşebilmesi için alternatif yakıtların ticari açıdan rekabetçi hâle gelmesi gerektiğini vurguladı.
Kramek’e göre, gemi yatırımlarının artması tek başına yeterli değil. Alternatif yakıtların üretimi, tedariki ve fiyatlandırılması konusunda yaşanacak gelişmeler, sektörün çevresel hedeflerine ulaşmasında belirleyici olacak.
IMO’nun Net Sıfır Çerçevesi bekleniyor
Denizcilik sektöründeki yatırım kararlarını etkileyen en önemli konulardan biri de Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün (IMO) önerdiği Net Sıfır Çerçevesi’ne ilişkin belirsizlikler.
Küresel bir denizcilik yakıt standardı oluşturulmasını ve sera gazı emisyonları için bir fiyatlandırma mekanizması getirilmesini öngören düzenlemenin kabulü Ekim 2025’te ertelenmişti. Müzakerelerin 2026 yılı içinde yeniden ele alınması bekleniyor.
WSC, geleneksel yakıtlarla yenilenebilir ve sıfıra yakın emisyonlu alternatifler arasındaki maliyet farkının azaltılması için uluslararası düzeyde ortak bir düzenleyici çerçeve oluşturulması gerektiğini savunuyor. Konseye göre böyle bir düzenleme, armatörlerin ve yakıt üreticilerinin uzun vadeli yatırımlarını planlayabilmesi için gerekli öngörülebilirliği sağlayacak.
Uluslararası bir uzlaşmaya varılamaması hâlinde farklı bölgelerde birbirinden ayrışan emisyon kurallarının uygulanması riski de bulunuyor. Böyle bir tablonun küresel deniz taşımacılığında maliyetleri artırabileceği ve operasyonel süreçleri daha karmaşık hâle getirebileceği belirtiliyor.
Kramek, bugün sipariş edilen gemilerin onlarca yıl boyunca hizmet vereceğine dikkat çekerek, denizcilik şirketleri ve yakıt üreticilerinin geleceğin filosunu ve yakıt tedarik altyapısını şekillendirecek yatırımlar için düzenleyici netliğe ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
IMO’nun kritik toplantısı 30 Kasım’da
IMO Deniz Çevresini Koruma Komitesi’nin (MEPC) bir sonraki toplantısının 30 Kasım-3 Aralık 2026 tarihleri arasında yapılması planlanıyor. Net Sıfır Çerçevesi’ne ilişkin görüşmelerin sürdürülmesi amacıyla 4 Aralık’ta ek bir oturum düzenlenmesi de gündemde.
WSC, IMO üyesi ülkelerin küresel ölçekte ortak bir düzenleme üzerinde uzlaşmasını bekliyor. Kramek, karar sürecindeki her gecikmenin belirsizliği artırdığını ve enerji dönüşümünü daha zor ve maliyetli hâle getirdiğini belirtti.
Denizcilik sektöründe alternatif yakıtlarla çalışabilen gemilere yönelik yatırımlar büyürken, dönüşümün başarısı artık yalnızca yeni gemilerin filoya katılmasına değil; alternatif yakıtların erişilebilirliğine, maliyetine ve küresel ölçekte uygulanacak kuralların netleşmesine de bağlı olacak.
TÜRK DENİZ MEDYA


0 Yorum