Deniz taşımacılığında kullanılan küresel ticaret yollarında son durum ne?

Deniz taşımacılığında kullanılan küresel ticaret yollarında son durum ne?

Kızıldeniz’den Panama’ya, Süveyş’ten Kuzey Kutbu’na kadar dünya ticaretinin bel kemiğini oluşturan deniz koridorları giderek kırılganlaşıyor.

Kızıldeniz’den Panama’ya, Süveyş’ten Kuzey Kutbu’na kadar dünya ticaretinin bel kemiğini oluşturan deniz koridorları giderek kırılganlaşıyor.

Artan güvenlik riskleri, iklim krizi ve jeopolitik gerilimler, küresel tedarik zincirini daha pahalı, daha kirli ve daha parçalı hâle getiriyor.

Deniz ticaretinde “kestirme yollar” olarak görülen koridorlar artık güvenli değil. Temmuz 2025’te Güney Kızıldeniz’de yaşanan bir saldırı, bu kırılganlığın en çarpıcı örneklerinden biri olmuştu.

Yunanistan tarafından işletilen, Liberya bayraklı Eternity C adlı dökme yük gemisi, Husilerin saldırısı sonucu batmıştı. Olayda mürettebattan hayatını kaybedenler ve kaybolanlar olurken, bazı denizciler saatlerce denizde sürüklendikten sonra kurtarılmıştı.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri saldırıyı sert sözlerle kınamıştı.

Bu tür saldırılar, deniz taşımacılığının sadece güvenliğini değil, maliyet yapısını ve çevresel etkilerini de kökten değiştiriyor. Kanallar ve boğazlar kullanılamaz hâle geldikçe gemiler daha uzun rotalara yöneliyor. Bu durum daha fazla yakıt tüketimi, yükselen navlun fiyatları ve artan karbon emisyonları anlamına geliyor.

2024 yılının ortasına gelindiğinde, gemilerin Afrika kıtasını dolaşmak zorunda kalması küresel gemi talebini %3 artırdı. Konteyner taşımacılığında ise bu oran %12’ye kadar çıktı. Bugün dünya ticaretinin çok büyük bir bölümü Süveyş, Panama, Hürmüz, Babülmendep gibi sınırlı sayıdaki geçide bağlı. Bu noktalarda yaşanan her aksama, Şanghay’dan Santos’a kadar uzanan zincirleme etkilere yol açıyor.

İklim değişikliği de denklemi daha karmaşık hâle getiriyor. Eriyen buzullar, Grönland ve Rusya açıklarından geçen Arktik rotaları mevsimsel bir alternatif olarak öne çıkarıyor. Ancak bu yeni geçitler, çevresel tahribat riskini ve Kuzey Kutbu’nda jeopolitik rekabeti beraberinde getiriyor.

Öte yandan şirketler tedarik zincirlerini yeniden şekillendiriyor. Asos ve Boohoo gibi hızlı moda markaları, riskli deniz rotalarına bağımlılığı azaltmak için alımlarını Türkiye, Fas ve Avrupa’ya yakın ülkelere kaydırdı. Uzak coğrafyalarda daha az üretim yapılması, kritik dar boğazlardan geçen konteyner sayısını da düşürüyor.

Daha gri ve riskli bir alan ise “gölge filolar.” Rusya ve Venezuela gibi yaptırım altındaki ülkeler, yaşlı tankerlerden oluşan, mülkiyeti belirsiz ve çoğu zaman AIS sistemlerini kapatan filolarla petrol ihracatını sürdürmeye çalışıyor. Açık denizde gemiden gemiye transferler ve karmaşık belge düzenlemeleriyle kurulan bu paralel ağlar, geleneksel ticaret yolları kapandığında alternatif sistemlerin ne kadar hızlı oluşabildiğini gösteriyor.

Küresel ticaret yeni bir döneme giriyor: Tek bir kestirme yola güvenmek yerine, her an vazgeçilebilecek seçenekler yaratmak artık bir tercih değil, zorunluluk.

TÜRK DENİZ MEDYA