MÜSTAĞFİ TÜMAMİRAL CİHAT YAYCI: "YUNANİSTAN'IN KABA TAVRI TÜM BÖLGEYİ TEHDİT EDİYOR"

MÜSTAĞFİ TÜMAMİRAL CİHAT YAYCI: "YUNANİSTAN'IN KABA TAVRI TÜM BÖLGEYİ TEHDİT EDİYOR"

Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias, Türk-Yunan ilişkileri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilgili açıklamalarda bulundu. Dendias'a cevap Müstağfi Tümamiral Cihat Yaycı'dan geldi.

Doğu Akdeniz'de Yunanistan ile Türkiye arasında gerginlik devam ederken Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, özel bir TV kanalında soruları yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ve Türk-Yunan ilişkilerinin konuşulduğu programda Erdoğan'ın liderliğine atıfta bulunan Bakan, Yunanistan'ın "Uluslararası deniz hukukundan (UNCLOS) kaynaklanan, kara sularımızı 12 mile kadar çıkarma hakkımızı, müttefik bir ülke olan Türkiye'nin savaş nedeni (casus belli) kabul etmesi kabul edilemez" görüşünü de yineledi. 

Yunan Bakan'ın açıklamalarına cevap Müstağfi Tümamiral ve Türk DEGS Başkanı Doç. Dr. Cihat Yaycı'dan geldi.

Yunanistan Savunma Bakanı Nikolaos Panagiotopoulos'un göreve geldiği ilk günden bu yana tüm enerjisini ve mesaisini Türkiye aleyhtarlığı ve provokasyonu için harcamakta olduğunu ifade eden Yaycı, "Yunanistan, anakarasının tam on katı deniz yetki alanı talep etmekte, Güney Kıbrıs Rum Kesimi ise anakarasının tam otuz katı deniz yetki alanı talep ederek Türkiye'nin ülkesel bütünlüğüne hukuksuzca ve saldırgan bir tavırla tehdit oluşturmaktadır. Yunanistan'ın bu hukuksuz ve saldırgan tutumu gün gibi ortadayken, Yunan Savunma Bakanı hala pişkince Türkiye'yi 'genişlemeci ve yayılmacı' ilan etmektedir. Bugün Doğu Akdeniz'e sınırı dahi olmadığı halde Doğu Akdeniz'de aktör olmaya çalışan yani 'yayılmacı' bir strateji izleyen Yunanistan'ın ta kendisidir!" diye konuştu.  

Doç. Dr. Yaycı, Yunanistan'ın ve Panagiotopoulos'un kaba tavrının ve dilinin bir devlet zihniyetinin ürünü olduğunu ve tüm bölgeyi tehdit ederek Doğu Akdeniz'de gerilimi artırdığını söyledi ve şunları ifade etti:

Yunan Savunma Bakanı Panagiotopoulos, bir devlet adamı profiline oldukça aykırı bir imaj içindedir. Diplomatik dile ve uluslararası nezakete aykırı tavırları nedeniyle NATO'nun koordinasyonu ve politika yapıcılığını da sekteye uğratmaktadır.

Diğer yandan Yunanistan'ın bu kışkırtıcı tavrı ve dili nedeniyle Adalar Denizi ve Doğu Akdeniz'de de gerilim artmaktadır. Yunan Savunma Bakanı Panagiotopoulos, oldukça provokatif ve saldırgan bir figürdür.

Kendisi geçtiğimiz sene de 'Türkiye ile savaşa hazırız…' diye açıklama yaparak, hem tehdit dilinin boyutlarını hem de Yunanistan ile neden sağlıklı bir diyalog kurulamayacağını ortaya koymuştur.

2019'dan beri Savunma Bakanlığı yapan Panagiotopoulos'un, her fırsatta Türkiye aleyhtarlığı ve kışkırtıcılığı yapmakta olduğunu söyleyen Yaycı, "Türkiye'nin egemenlik haklarına ve ülkesel bütünlüğüne saldıran hukuksuz politikaların sözcülüğünü yapan nezaketsiz bir kişi ile karşı karşıyayız. Yunanistan hukuk ve hakkaniyetle elde etmesi mümkün olmayan taleplerini kaba üslup ve saldırgan bir tavırla elde etmeye çalışmaktadır. Türkiye'nin bu saldırgan ve kaba tavrı hiçbir diplomatik zemin ve platformda muhatap almaması elzemdir. Yunan Bakanların bu genel üslubu ve tavrını, Yunanistan'ın yayılmacı ve hukuksuz devlet zihniyetinin bir ürünü olarak görmekte yarar var" şeklinde konuştu.

"Yunanistan'ın savunma refleksleri hukuksuz ve hakkaniyetsiz bir durum içindedir"

Özellikle tüm dünyanın gözleri önünde yaşanan mülteci krizi ve Doğu Akdeniz'de yaşanan insanlık dramına da değinen Yaycı, Yunanistan Savunma Bakanlığı'nın, Adalar Denizi'nde birçok hukuksuzluğa ama en önemlisi de insan hakları ihlallerine imza attığını, Yunanistan sahil güvenlik unsurlarının doğrudan Savunma Bakanlığı emriyle, aralarında bebeklerin, yaşlıların ve engellilerin bulunduğu onlarca mültecinin botlarını patlatarak insanların boğulmalarına sebep olduklarını söyledi.

Yaycı, "Savunma refleksleri hukuksuz ve hakkaniyetsiz bir durum içinde olan Yunanistan ve Panagiotopoulos, Adalar Denizi'nde yürek parçalayan onlarca trajedi görüntüsünün yaratıcısı ve mimarıdır. Yunan hükümeti uluslararası insan hakları ve mültecileri koruma standartlarına saygı göstermeyen hatta bunları savunma bakanlarının eliyle saldırganca ihlal eden bir politika izlemektedir" diye konuştu. 

"Bu tavra karşı herkes ses yükseltmeli"

Yunan Savunma Bakanı'nın bu tavrı ve üslubu Nato'nun uyumu ve sağlıklı işleyişini de tehdit ettiğini öne süren Yaycı, Türkiye'nin Nato'nun en büyük ikinci ordusu olduğunu ve NATO misyonunun Ortadoğu ve Afganistan'daki en önemli ve hayati temsilcisi olduğuna vurgu yaparak NATO'ya sınırlı bir katkı sağlayan Yunanistan'ın tavrını şımarık ve kışkırtıcı olarak nitelendirerek, bu tavrın NATO'nun küresel işleyişini de tehdit etmekte olduğunu ileri sürdü. 

Yaycı, "Türkiye, Nato'nun hem beyin hem de bilek gücü olarak durmaktadır. Suriye, Libya ve yakın zamanda Afganistan'da Türkiye'nin aldığı inisiyatifler bunun en önemli ve ciddi kanıtıdır. Bugün Yunanistan'ın Türkiye aleyhtarlığı ve kışkırtıcılığı Nato'nun küresel işleyişi ve koordinasyonunu tehlikeye atmaktadır. Başta Nato olmak üzere, barış ve hukuk yanlısı tüm aktörler Yunan Savunma Bakanı Panagiotopoulos'a gerekli cevabı vermelidir!"dedi. 

"Türkiye egemenlik haklarından taviz vermemeli"

"Türkiye gerek Libya Anlaşması gerekse Ortadoğu'daki genel tavrı ile diğer ülkelerin egemenliğine ve hukukuna olan saygısını hakkaniyetle ortaya koymuştur. Kendi egemenlik haklarımızdan taviz vermeyerek Doğu Akdeniz ve Adalar Denizi'ndeki milli menfaatlerimizi savunmaya devam etmemiz elzemdir" diye konuşan Cihat Yaycı, Türkiye'nin hem diplomatik güç hem de stratejik imkanlar açısından oldukça iyi bir pozisyonda olduğunu ve bu potansiyelde bir güçle baş edemeyeceğini anlayan Yunanistan'ın tüm kadrolarıyla Türkiye'yi kışkırtmaya çalışmakta olduğunu belirtti. 

Yaycı, Panagiotopoulos'un bu tavrı ve üslubu bir kere daha Yunanistan ile bu koşullarda sağlıklı bir diyalog ve diplomasi geliştirmenin imkansızlığını gösterdiğini ifade ederek, Türkiye'nin, Doğu Akdeniz'de bu tavrı ve üslubu muhatap almayarak ve egemenlik haklarını her anlamda savunarak gerekli cevabı sahada faaliyetleri ile de göstermesi gerektiğini söyledi ve sözlerine şunları ekledi:

Yunanistan ile diyalog kurmak mümkün değildir, zira Yunanistan monolog istemektedir. Türkiye'nin bu noktada sadece iyi niyetli, objektif bakıl açısına ve hukuka davet ediyoruz sözlerinden ziyade masaya Yunanistan'ın haksız ve hukuksuz taleplerini ortaya çok net koyması gerekir. Bunların başında Egemenliği Andlaşmalarla Yunanistan'a Devredilmemişi Ada, Adacık ve Kayalıklar (EGAYDAAK) ve Gayri Askeri Statüdeki Adaların (GASA) antlaşmalar hilafına askerileştirimesi ve silahlandırılması durumunu gelmektedir.

Statüsü Yunanistan tarafından bozulan bu adaların devir şartı ortadan kalkmış ve egemenlikleri tartışmalı hale gelmiştir. Bakım daha evvelsi gün Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias da benzer açıklamalar yapmıştır. Türkiye'ye gelip ülkemize ayar vermeye kalkan DENSİZ Yunan DB DENDİAS, şimdi de şeytan misali sağdan yanaşarak Türk Cumhurbaşkanı'na yağcılık yapmakta ve 'İstediğimiz konuları görüşürüz, istemediklerimizi değil, bu milli politikamızdır, hükümetler ile değişmez' demektedir.

"Dendias Türkiye'nin milli bir politikası olmadığını mı zannetmektedir?"

Türkiye'nin EGAYDAAK sorunu çözümlenmeden hiçbir şeyin konuşulmayacağına dair milli politikasını hatırlatan Yaycı, Libya Anlaşması ve Doğu Akdeniz politikaları ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Doç. Dr. Yaycı, "Libya ile yaptığımız Deniz Yetki Alanları Anlaşması da bu bölgeye sismik ve sondaj gemilerimiz gönderilmeyerek kadük hale getiriliyor. Eğer bu pasif tutum Yunanistan ile sözde diyalog için yapılıyorsa, bu Yunanistan'ın bize istediğini yaptırıyor, kabul ettiriyor anlamına gelir ki.. Bu durum Libya ve Doğu Akdeniz politikamızın bir iskambil kağıdı dizisi gibi yıkılması demektir. Günlük hesaplarla asırlık geri dönülemez kayıpların hesabını gelecek nesiller bizden sorar!" dedi. 

Yunanistan'a verilecek en iyi cevabın ise sahada var olmak ve Yunanistan'ın değil başta EGAYDAAK ve GASA olmak üzere önce bizim istediğimiz konuların  görüşülmesini sağlamak olduğunu ifade eden Yaycı, "Yunan ukalalığını genel geçer sözlerle geçiştirmek Türk kamuoyunu artık tatmin etmeyeceği gibi, geri dönülemez kayıpların önlenmesini sağlamayacaktır" şeklinde konuştu. 

Kaynak: Independent Türkçe