İşte müsilajın sebebi!

İşte müsilajın sebebi!

Gelen bir son dakika haberine göre; Marmara Denizi’ndeki kirliliğin nedenlerinin araştırıldığı raporda, bölgeyi etkisine alan müsilajın sebebine işaret edildi!

Müsilaj bu ekolojik dengedeki çöküşün bugün itibariyle bize yansıyan sonucudur. 2007 yılından bu yana kendini göstermiş ancak yönetimler bu mesajı almayınca daha geniş alanlara yayılmak zorunda kalmıştır.

YÜZDE 70'İ EVSEL

“Marmara’da özellikle azot ve fosfor kirlilik yükünün yüzde 60’ı daha çok karasal kirlilik yükü olarak Marmara’nın çevresinden geliyor. Özellikle Güney Marmara, İzmit Körfezi ve İstanbul kirlilik yükünde başı çekiyor. Marmara Denizi’ne havzadan gelen karasal kirlilik yükünün yaklaşık yüzde 70’inin evsel, yüzde 28’inin derelerden gelen yayılı yük, yüzde 2’sinin de sanayi kirlilik yükü olduğunu biliyoruz.



Günde yaklaşık 6.9 milyon metreküp atık su deşarjı yapılırken, bunun da yüzde 54’ü sadece fiziksel arıtmayı içeren ön arıtma prosesi. Suyun yüzde 42’si ileri arıtmaya, sadece yüzde 5’i biyolojik arıtmaya tabi tutuluyor. Denizdeki kentsel kirlilik yükünün önemli bir bölümü buradan geliyor” diye konuştu.



TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, bozulan ekosistemleri sağlığına kavuşturmanın çocuklarımıza ve gelecek kuşaklara borcumuz olduğunu belirtti. Türkiye topraklarının yüzde 80 oranında çölleşme riski taşıdığını söyleyen Ataç, şunları söyledi:

TAHRİBAT ÖNLENMELİ

“Dünyada her 1 dakikada 3.5 futbol sahası orman yok ediliyor, her yıl 12 milyon hektar tarım arazisi bozuluma uğruyor. Tarım arazilerinin yüzde 23’ü ise verimliliğini kaybetmiş durumdadır. Bugünkü üretim ve tüketim anlayışıyla 2030 yılında Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne ulaşmak mümkün değil. İnsanların tüketimini karşılamak için 1.6 büyüklüğünde bir dünya gerekli.



Arazi tahribatı, deniz ve kara ekosistemleri dahil tüm ekosistemleri etkiliyor. Dünyamız küresel ısınma, biyolojik çeşitlilik kaybı, gezegendeki azot ve fosfor döngüsünde sürdürülebilirlik eşiklerini çoktan aştı. Gelecekte kuraklık, su sıkıntısı ve gıda krizi ile yüzyüze kalmamak için vakit kaybetmeden arazi tahribatının önlenmesi çok önemli” dedi.

Kentleşme, alt yapı yatırımları gibi nedenlerle 3.5 milyon hektar tarım toprağının yok olduğunu söyleyen Ataç, tarım alanlarının yüzde 39’u ve mera alanlarının yüzde 54’ünün erozyon tehlikesi altında olduğuna dikkat çekti.

Kaynak: Milliyet