OKYANUS AKINTILARI DURURSA NE OLUR?

OKYANUS AKINTILARI DURURSA NE OLUR?

İnsan kaynaklı küresel ısınmanın yol açtığı iklim krizinde her gün bir kritik eşik daha aşılıyor.

Coğrafya derslerinden hepimizin hatırladığı temel bilgilerden biri şudur: Atlas Okyanusu'nda iki temel akıntı bulunur. Labrador soğuk su akıntısı, İskandinav ülkelerinin kıyılarından aşağı doğru iner, Gulf Stream sıcak su akıntısı ise Meksika Körfezi'nden yukarı doğru harekete geçerek İngiltere'nin kuzeyine kadar devam eder. Gulf Stream, geçtiği coğrafyalarda birçok ülkenin hatta kıtanın iklimini etkiler. Özellikle de Avrupa'nın kuzeyindeki havayı ısıtarak daha yaşanabilir bir ortam oluşmasını sağlar.

Ancak çok yakın zamanda bu temel bilgileri unutmak zorunda kalabiliriz. Zira iklim bilimciler, Gulf Stream akıntısının durma noktasına geldiğini söylüyor. Gulf Stream'in durması ise gezegenimiz için en önemli kırılma noktalarından biri olacak.

GULF STREAM DURURSA NE OLUR?

Guardian'ın aktardığına göre, bilim insanları Atlantik Meridyonel Devinim Dolaşımı (AMOC) olarak adlandırılan akıntıda "son yüzyılda tam bir istikrar kaybı yaşandığını" ortaya koydu. Bilim insanları AMOC'un yavaşladığını ilk kez 2004 yılında fark ederek bu konuda ölçümlere başlamıştı. Üç yıl kadar önce AMOC'un son 1600 yıldır hiç olmadığı kadar yavaş aktığı ortaya çıkmıştı. Bu yeni analiz ise akıntının tamamen durmak üzere olduğuna işaret ediyor.

Peki Gulf Stream akıntısının ya da bilimsel adıyla AMOC'un durması ne gibi sonuçlar doğuracak? Bu sorunun cevabı, bilim insanlarının "en önemli kırılma noktası" uyarısını da daha iyi anlayabilmemizi sağlıyor.

Şöyle ki Hindistan, Güney Amerika ve Batı Afrika'da yaşayan milyarca insan tarım yapabilmek ve karınlarını doyurabilmek için Gulf Stream etkisiyle oluşan yağmurlara muhtaç. Diğer yandan Avrupa'da Gulf Stream'in havanın ılınmasını sağlayan etkisi olmazsa, birçok şehir yaşanamayacak kadar soğuk olacak ve yıkıcı fırtınalar yaşanacak. Okyanusun diğer yakasında Kuzey Amerika'nın doğusunda deniz seviyeleri yükselecek.

Güney Yarımküre'de ise Amazon yağmur ormanlarının karşı karşıya olduğu tehlike artarken, Antarktika'daki buzullar da daha büyük risklerle karşı karşıya kalacak.

NE ZAMAN OLACAĞI ÖNEMLİ DEĞİL, ASLA OLMAMALI

AMOC sisteminin karmaşıklığı ve küresel ısınmanın gelecekte ulaşacağı seviyelerin belirsiz oluşu, akıntının durma tarihinin tam olarak saptanmasını da imkânsız kılıyor. Ancak bilim insanları, olası etkilerin büyüklüğü nedeniyle, böyle bir senaryonun asla yaşanmaması için gereken ne varsa yapılması gerektiğini belirtiyor.

Gulf Stream'le ilgili araştırma, Almanya'da bulunan Potsdam İklim Etkileri Araştırma Enstitüsü'nden Niklas Boers tarafından yürütüldü. Boers, Guardian'a yaptığı açıklamada, "Gulf Stream'in istikrarını yitirmesinin işaretlerinin şimdiden bu kadar gözle görülür olması beni hem şaşırtıyor hem de korkutuyor" dedi. Boers, "Bu olmasına asla izin veremeyeceğimiz bir şey" ifadelerini kullandı.

Boers, AMOC'un çöküşünün hangi karbondioksit seviyesinde gerçekleşeceğinin henüz bilinmediğini de hatırlatarak, "Yani yapılacak tek şey emisyon seviyelerini mümkün olduğunca düşük tutmak. Atmosfere gönderdiğimiz her 1 gram karbondioksitle, bu sonuçları çok büyük olayın yaşanma ihtimali de artıyor" diye konuştu.

HAVA SICAKLIKLARINI ANİDEN DEĞİŞTİRECEK

Boer ve ekibinin araştırmasının sonuçları bilim dergisi Nature Climate Change'de yayımlandı. Son 100 bin yılın verilerine göre, AMOC'un iki evresi bulunuyor. Son birkaç binyılda AMOC hızlı ve güçlü evresindeydi. Ancak bir de yavaş ve zayıf evre var. Veriler hava sıcaklıklarındaki değişimin AMOC'un evresinin 10 ila 50 yıl içinde aniden değişmesine yol açabileceğini gösteriyor.

Son buz çağında, AMOC'taki bazı büyük değişiklikler kış sıcaklıklarının 1 ila 3 yıl gibi kısa bir süreçte 5 ila 10 derece değişmesine yol açtı. Bunun sonucunda da Atlas Okyanusu kıyılarındaki birçok kara parçasının havasında önemli değişiklikler oldu.

GRÖNLAND'IN ERİMESİ TUZ SEVİYESİNİ DEĞİŞTİRİYOR

AMOC'un itici gücü Arktik Okyanusu'nun dibine çeken yoğun ve tuzlu deniz suyu. Ancak Grönland'ın üzerindeki buz tabakasının erimesi, süreci iklim modellerinin öngördüğünden daha erken bir aşamada yavaşlatıyor.

Normal koşullarda AMOC, Kuzey Kutbu'na doğru sıcak suları taşıyor. Burada soğuyup yoğunlaşarak dibe çöküyor ardından yeniden güneye akmaya başlıyor. Ancak küresel ısınma suyun soğumasına engel olurken, Arktik buzullarının özellikle Grönland'ın erimesi, bölgeyi daha az yoğun tatlı suyun basmasına ve AMOC akışının zayıflamasına neden oluyor.

DENGESİ BOZULMUŞ BİR SANDALYE GİBİ

Boer, okyanus sıcaklıklarındaki ve tuz seviyesindeki değişimlerin AMOC'un dengesizliğini nasıl açığa çıkarabildiğini bir sandalye benzetmesiyle anlattı. Dört ayağı da yerde olan bir sandalyeyi ittirdiğimizde, konumunu değiştiriyoruz ama sandalyenin dengesini bozmuyoruz. Ancak sandalyeyi iki ayağının üzerine doğru ittirdiğimizde hem konumunu hem de dengesini bozuyoruz.

Boers ve ekibinin incelediği okyanus sıcaklığı ve tuzluluk verileri de benzer bir duruma işaret ediyor. Sekiz ayrı kaynaktan elde edilen ve 150 yıl geriye uzanan verilere göre, küresel ısınma akıntıların akış düzenini değiştirmekle kalmıyor aynı zamanda daha istikrarsız bir hal almalarına neden oluyor.

Bu verilerin ışığında araştırmacılar şu sonucun altını çizdi: "AMOC'un son onyıllardaki gerilemesi, geçtiğimiz yüzyılda istikrarını neredeyse tamamen kaybetmesiyle ilişkilendirilebilir. AMOC zayıf dolaşım evresinin eşiğinde olabilir."

NASA'nın Aquarius uydusundan alınan verilerle Şubat 2013'e ait tuzluluk seviyelerini. Mavi ve yeşil alanlar günden güne genişliyor  

MS 400'DEN BERİ EN YAVAŞ SEVİYESİNDE

Araştırmayı Guardian'a değerlendiren David Thornalley, "Bu istikrarsızlık işaretleri çok kaygı verici. Ancak halen bir çöküş yaşanacak mı ya da buna ne kadar yakınız sorularını yanıtını bilmiyoruz" dedi.

Londra Üniversitesi'nde gören yapan Thornalley, yukarıda bahsettiğimiz diğer kritik Gulf Stream araştırmasını da yürüten isim. Thornalley ve ekibinin Nisan 2018'de Nature dergisinde yayımlanan araştırmasında akıntının MS 400 yıllarına kıyasla yüzde 15 daha zayıf olduğu ortaya konmuştu. Bunun çok büyük bir sapma olduğuna işaret eden uzmanlar, zayıflamanın kaynağının büyük oranda küresel ısınma olduğuna işaret etmişti.

Thornalley o dönemde yaptığı açıklamada, "AMOC Dünya'nın iklim sisteminin çok önemli bir parçası ve geçmişte ani iklim değişikliklerinde önemli bir rol oynadı" demişti.

"KIRILMA NOKTASINA DÜŞÜNDÜĞÜMÜZDEN DAHA YAKINIZ"

Boer ve ekibinin araştırmasını Guardian'a değerlendiren bir diğer isim de İrlanda'da bulunan Maynooth Üniversitesi'nden Levke Ceasar oldu. Ceasar, "Bu araştırma metodu bize olası çöküşün kesin zamanlamasını vermiyor ama analiz, AMOC'un istikrarını çoktan kaybettiğini gösteriyor. Ben de bunun AMOC kırılma noktasına düşündüğümüzden daha yakın olabiliriz diye anlıyorum" ifadelerini kullandı.

Bilim insanları iklim üzerinde büyük, hızlı ve geri döndürülmez etkiler yapacak değişimleri kırılma noktası olarak adlandırıyor. Söz konusu kırılma noktalarıyla ilgili kaygılar günden güne artıyor.

Örneğin geçtiğimiz mayıs ayında yine Boers ve meslektaşları, Grönland'ı kaplayan buz tabakasının önemli bir kısmının sınırda olduğunu, bunun da küresel deniz seviyelerinde çok ciddi bir yükselmeye yol açacağını bildirdi.

AMAZONLARDAN SİBİRYA'YA DÜNYA KIRILMA NOKTASINDA

Yine çok kısa bir süre önce Amazon yağmur ormanlarının bazı bölgelerinden atmosfere salınan karbondioksit miktarının, fotosentez yoluyla emilenden karbondioksitten fazla olduğu bildirildi. Son olarak bu hafta başında yayımlanan bir araştırmada, Sibirya'da 2020 yılında yaşanan sıcak dalgasının permafrostu erittiği ve endişe verici miktarda metan gazı çıkışına yol açtığı bildirildi. Bütün bunlar önemli kırılma noktaları olarak görülüyor.

Üstelik 2019'da yapılan bir başka analize göre, bazı kırılma noktaları çoktan aşıldı ve "medeniyet için bir varoluşsal tehdit" ortaya çıktı. Hükümetlerarası İklim Değişikiği Paneli'nin pazartesi günü yayımlanacak raporunda da iklim krizinin gittikçe büyüyen boyutlarının net bir biçimde ortaya konması bekleniyor.

Kaynak: Hürriyet