Bilim insanlarından Süveyş Kanalı uyarısı: ‘Akdeniz'deki çevre felaketini kötüleştirir’

Bilim insanlarından Süveyş Kanalı uyarısı: ‘Akdeniz'deki çevre felaketini kötüleştirir’

Bilim insanları, Süveyş Kanalı’nın genişletilmesinin büyük bir çevre yıkımına neden olabileceği konusunda uyarıda bulundu.

Bilim insanları, istilacı türlerin deniz ve okyanuslardaki plastik atıklarla yolculuk ettiğini ifade ederek, geldikleri yeni kıyılardaki ekosistemleri tehdit ettiğini açıkladı. Araştırmacılar ayrıca Kızıldeniz’i Akdeniz’e bağlayan Süveyş Kanalı aracılığıyla yaklaşık 455 yabancı türün Türkiye’nin de kıyısı olduğu Akdeniz’e geldiğini söyledi.

Bu türlerden bazılarının zehirli olduğunu ve yerli türlerin yanı sıra insan sağlığı için büyük bir risk oluşturduğuna dikkat çeken uzmanlar, Süveyş Kanalı’nın genişletilmesinin büyük bir çevre yıkımına neden olabileceği konusunda uyardı.

'İSTİLACI TÜRLER YERLİ TÜRLERİN YOK OLMA RİSKİNİ ARTIRIYOR'

Cambridge Üniversitesi'nden deniz ekoloğu David Barnes'a göre, istilacı türlerin okyanuslardaki yolculuğu, yerel ekosistemlerdeki biyoçeşitliliği ve işlevselliği bozarak yerli türlerin yok olma riskini artırıyor.

Barnes, “Tsunami ayrıca yeni bir şey de gösterdi: Hayvanların çoğu, daha önce mümkün olduğu düşünülenden daha uzun süre, altı yıldan fazla bir süre sürüklenerek hayatta kaldı. Rafting veya okyanusta dağılma, doğal bir olaydır. Deniz organizmaları kendilerini deniz çöpüne bağlar ve yüzlerce kilometre yol alır. Sargassum gibi bazen 3 metre kalınlığında serbest yüzen deniz yosunu kümeleri, her ikisi de zayıf yüzücü olan resif balıkları veya boru balıkları ve denizatı gibi Atlantik'teki belirli ‘rafting türleri’ için bir yuva sağlar” dedi.

BİYOLOJİK KİRLENMEYE NEDEN OLUR

Tel Aviv Üniversitesi Steinhardt Doğa Tarihi Müzesi küratörü Profesör Bella Galil ise konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Transokyanus raftingi, deniz evrimsel biyocoğrafyası ve ekolojisinin temel bir özelliğidir ve genellikle tür dağılımlarının küresel modellerinin kökenlerini açıklamak için başvurulur” ifadelerini kullandı.

Ancak, Galil yerli olmayan bir türün yeni bir ortamda başarılı bir şekilde hayatta kalmasının önceden nadir olduğunu belirterek, günümüzde bu durumun yükseliş gösterdiğini ifade etti.  Galil, denize atılan atıklardaki büyük artışın yanı sıra terk edilmiş av araç gereçlerinin biyolojik kirlenmeye neden olduğunu belirtti.

AKDENİZ'DEKİ ÇEVRE FELAKETİNİ KÖTÜLEŞTİRECEK

Galil, “Bu durum nadir ve düzensiz bir evrim sürecini gündelik bir evrime dönüştürüyor. İstilacı türler biyolojik çeşitliliği, gıda güvenliğini ve insan refahını tehdit edebilir. Örneğin, 1990 yılında Akdeniz'e ulaşan Avustralya'dan deniz üzümleri, diğer deniz yosunlarının yerini aldı ve sonuçta yerli karından bacaklılarda ve kabuklularda azalmaya yol açan bir domino etkisi yarattı” değerlendirmesinde bulundu.

Galil, birçoğu orta ve batı Akdeniz'e yayılan yabancı işgalcilerin, yerli türleri kolonileştirdiğine dikkat çekti ve bazılarının zehirli olduğunu belirterek insan sağlığına açık bir tehdit oluşturduğunu vurguladı. Hint Okyanusu'na özgü uzun dikenli deniz kestaneleri ve göçebe denizanaları, şu anda Akdeniz'de hasara neden olan iki örnek.

Öte yandan, Mısır'ın bu yılın başlarında Even Given adlı konteyner gemisinin karaya oturmasının ardından kanalın genişletileceğini açıklamıştı. Ancak, Galil’e göre bu Akdeniz’deki çevre felaketini kötüleştirecek.

Galil, "Daha büyük kanal, daha büyük gemiler demek. Bu da daha fazla istilacı Kızıldeniz türlerinin Akdeniz'e ulaşması anlamına geliyor" dedi.

Kaynak: NTV