ENFLASYON VE YÜKSEK VERGİ E-İTHALATI PATLATTI

ENFLASYON VE YÜKSEK VERGİ E-İTHALATI PATLATTI

Şirketlerin tabi olduğu ithalat vergisi sebebiyle yüksek kalan fiyatlar, şahısların e-ithalat tercihin ikiye katladı. TMD Başkanı Stamati, vergi düzenlemesi getirilmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye’de geçen yıla göre yüksek oranda artan fiyatlar, salgınla birlikte tüm dünyada yükseliş trendine giren e-ithalatın artmasına yol açtı. Şirketlere göre daha cazip vergi oranları ve gün geçtikçe daha uygun hale gelen kargo ücreti ödeyerek alışveriş yapılabiliyor olması, posta ve kargo yolu ile ithalatın her geçen yıl katlanarak artmasına neden oldu. Türkiye’de salgın öncesine göre e-ithalat artış oranının yüzde 200’ü aştığı tahmininde bulunan Tescilli Markalar Derneği Başkanı İzzet Stamati, bunun haksız rekabete yol açtığını söyledi. Türkiye’de şirketleşen markaların yüzde 50’ye yakın ithalat vergi oranlarına katlandığını ancak şahıslarda bunun 22 Euro’ya kadar vergisiz, 22 Euro’dan sonra için ise en çok yüzde 20 olduğunu belirten Stamati, bu durumun Türkiye’ye yatırım yapan markaların mağazalaşma, istihdam gibi pek çok kararını olumsuz etkilediğini savundu.

Bakanlık ile görüşmeler yapıldı

Daha önce yurt dışı alışverişlerinde 75 Euro olarak belirlenen sınır, sonra sırasıyla 30 ve 22 Euro’ya kadar indirildi. 22 Euro sonrası için ise her bir sevkiyatta kıymeti bin 500 Euro’yu aşmayan eşyaya, geldiği ülkeye göre tek ve maktu vergi oranı uygulanacağı belirtildi. Söz konusu vergi oranlarının, eşyanın Avrupa Birliği ülkelerinden doğrudan gelmesi durumunda yüzde 18, diğer ülkelerden gelmesi durumunda ise yüzde 20 olacağı dile getirildi. Bu oran Türkiye’de yatırımı bulunan markalar için ise yüzde 40’ı aşıyor. İzzet Stamati, yapmış oldukları ithalatta menşeiden dolayı AB üyesi olmayan ülkelerden gelen ürünler için yüzde 30 İlave Gümrük Vergisi (İGV) ve artı yüzde 12 de ayrı bir gümrük vergisi ödediklerini belirtti. Stamati, “Biz yaklaşık yüzde 42 civarında bu ülkeler için vergi ödüyoruz. Artı KDV ve ithalat masrafl arı da var. Şahıslar ise posta yolu ile ithalat yaptıkları zaman yüzde 18-20 arasında bir vergi ödüyorlar sadece. Dolayısıyla bizler burada işletmeler olarak haksız rekabete maruz kalıyoruz. Bu sorunun giderilmesi için de Ticaret Bakanlığı ile görüşmeler yaptık ama henüz bir cevap alamadık” dedi.

Markaların yatırımı negatif etkileniyor

Stamati’nin verdiği bilgilere göre şahıslar, şirketlere göre yüzde 60 daha az vergi ödüyor. Kaba bir hesapla bin TL’lik bir ürün için şirketler 420 TL vergi öderken, şahıslarda bu rakam en fazla 200 TL oluyor. Öte yandan şahıslar, 22 Euro altındaki ürünler için vergi ödemiyor.

Stamati, perakende markalarına uzun yıllardır uygulanan yüksek vergi oranlarının, Türkiye’ye yatırım yapan markaların yatırımlarını da negatif etkilediğini söyledi. Zira son yıllarda gelişen teknolojinin de katkısıyla bir ürünün tüm dünyadaki fiyatları karşılaştırılabiliyor. Türkiye ise bu noktada yüksek vergi oranları nedeniyle turistler için de pahalı kalabiliyor. Stamati, “E-ticaret dünyada yükselen bir trend. Markalara ulaşmak artık çok daha kolay. Ancak tüketici, yurtdışından posta yolu ile alışveriş yaptıkları zaman garanti alamıyorlar. Herhangi bir sorunla karşılaştıklarında buradaki distribütörlerden herhangi bir hak iddia edemiyorlar. Öte yandan biz direkt üreticiden aldığımız için Türkiye’den döviz çıktısı daha az oluyor” dedi. Peki son yıllarda söz konusu gelişmeler posta yolu ile ithalatı nereden nereye getirdi? İzzet Stamati, hem e-ihracat hem de e-ithalat henüz tam olarak ölçülemediğini ancak tahminlerine göre e-ithalatın ikiye katlandığını belirtti. Stamati, bu durumun hem turist hem de şahıslarda markalı ürün alışverişini negatif etkilediğini belirterek, sonuçlarının ise daha az yatırım ve istihdam olarak görüldüğünü belirtti. Zira son yıllarda birçok yabancı marka Türkiye’den çekilirken, birçoğu ise mağazalaşma ve istihdam da daha korumacı davranmaya başladı.

Kaynak: Dünya Gazetesi