ESG KRİTERLERİ, DENİZCİLİK ENDÜSTRİSİNİ ETKİLEMEYE BAŞLADI

ESG KRİTERLERİ, DENİZCİLİK ENDÜSTRİSİNİ ETKİLEMEYE BAŞLADI

İş dünyasında, kârlılık ve sürdürülebilirliğin çevresel, sosyal ve yönetişimsel (ESG) kriterlerine odaklaması, gemicilik endüstrisi için fırsat ve tehditleri beraberinde getiriyor.

ESG baskısı; finansörler, sigortacılar, düzenleyiciler ve müşterilerden geliyor. Amazon, Unilever, HP, IKEA ve gibi güçlü şirketler bu sürece öncülük ediyor. Gemicilik sanayi ve operatörler ise yol ayrımında:

Ya ESG stratejilerini ve sundukları fırsatları benimseyecekler, ya da sektörden çekilme riskini göze alacaklar. Bloomberg Intelligence’a göre, küresel ESG varlıkları 2025 yılına kadar 53 trilyon doları aşma yolunda. Bu oran 140,5 trilyon dolarlık toplam varlıkların üçte birinden fazlasını temsil ediyor.

Peki denizcilik sektörü nasıl harekete geçebilir ve zaman içindeki performansını göstermek için ihtiyaç duyulacak veri yapılarını nasıl oluşturur?

Londra Uluslararası Denizcilik Haftası kapsamında bir konuşma yapan dünyaca ünlü fütürist K. D. Adamson şöyle diyor: “Dünya görüşümüzle ilgili olduğunu düşündüğümüz verileri seçiyor ve önceliklendiriyoruz. Bu önemli, çünkü değer verdiğimiz şey, ölçtüğümüz şeyle özünde bağlantılıdır ve şimdiye kadar finansal veriler, yüzyıllar öncesinden gelen ekonomik, çevresel ve toplumsal varsayımlar ve önceliklerle bağlantılı olarak baskın oldu. Bu öncelikler değişiyor ve İnsani Gelişme Endeksi’nden ekolojik ayak izini ve kaynak döngüselliğini ölçmeye kadar yeni ve finansal olmayan ölçütler dünyaya tamamen farklı bir bakış açısı getiriyor.”

Radikal bir şeffaflık çağı

Yatırımcılar, bankalar, tüketiciler ve hatta çalışanlar, karbondan arındırma, kaynak kıtlığı, yetenek yönetimi, veri güvenliği, mürettebat refahı, çeşitlilik ve iş etiğine ilişkin uzun vadeli değerlendirmeleri desteklemek için güvenilir, standartlaştırılmış bilgiler talep etmeye başlıyor. Bunun sonucu olarak, sadece yukarıdan aşağıya düzenleme yerine “bulaşıcı hesap verebilirliğe” yol açacak “radikal” bir şeffaflık çağına giriyoruz.

Kaynak: Dünya Gazetesi