Küresel Denizcilik ve Türk Gemi Sanayinin Gelecek Rotası Masaya Yatırıldı
25. Ulusal Denizkızı Kongresinin ilk gününde gerçekleştirilen "Küresel Denizcilik Ekonomisinin Seyri ve Türk Gemi Sanayinin Gelecek Rotası" başlıklı açılış paneli gerçekleştirildi.
25. Ulusal Denizkızı Kongresinin ilk gününde gerçekleştirilen "Küresel Denizcilik Ekonomisinin Seyri ve Türk Gemi Sanayinin Gelecek Rotası" başlıklı açılış paneli, Türk Loydu Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Oral Erdoğan ve Türkiye Gemi İnşa Sanayicileri Birliği (GİSBİR) Yönetim Kurulu Üyesi Salih Bostancı’nın katılımıyla gerçekleştirildi.
Panelde, dünya ekonomik taşımacılığının yaklaşık %88'inin deniz yoluyla yapıldığı vurgulanarak, sektörün küresel büyümedeki kritik rolüne dikkat çekildi. Oral Erdoğan, Türk deniz ticaret filosunun 53 milyon DWT kapasiteye ulaşarak dünya genelinde ilk 10’a yaklaşmasını büyük bir başarı olarak nitelendirdi.
Türkiye'nin gemi inşa sektöründeki mevcut konumu değerlendirilirken, seri üretim yapılan standart ticari gemiler yerine katma değeri yüksek niş alanlara odaklanıldığı belirtildi. Özellikle askeri gemiler, modern balıkçı gemileri ve mega yat inşasında Türkiye'nin küresel bir uzmanlık kazandığı ifade edildi. Yat inşasında dünya markası haline gelen Türkiye'nin bu alanda küresel ölçekte ikinci veya üçüncü sırada yer aldığı kaydedildi. Salih Bostancı, Türk tersaneciliğinin ölçek ekonomisi bakımından çok büyük olmasa da özel amaçlı gemiler gibi niş alanlarda dünya çapında öncü bir konuma ulaştığını ve sektörün sahip olduğu bilgi birikiminin (know-how) en önemli güç kaynağı olduğunu vurguladı.
Panelin en dikkat çekici konularından biri, tersanelere yönelik kamuoyunda oluşan "tehlikeli çalışma ortamı" algısı oldu. Salih Bostancı, tersanelerin uzay ve havacılık sanayisinden sonra en sıkı emniyet ve güvenlik standartlarına sahip alanlar olduğunu belirterek, bu yüksek standartların dünya çapında daha etkin tanıtılması gerektiğini ifade etti. Ayrıca, büyük şirketlerde çalışmak ile tersanelerde çalışmanın artık aynı değerde görülmeye başlandığına değinilerek, sektörün profesyonel işleyişinin altı çizildi. Türk Loydu’nun ise bir güven ve emniyet kurumu olarak, yükün ve geminin uluslararası standartlarda taşınmasını sağlayan denetleyici bir güç olduğu hatırlatıldı.
Gelecek projeksiyonlarında ise "yerli ve milli" ruhun önemi üzerinde duruldu. Prof. Dr. Oral Erdoğan, Mustafa Kemal Atatürk’ün denizciliği "büyük milli ülkü" olarak belirleyen sözüne atıfta bulunarak, bu ruhun benimsenmesi halinde dünya denizcilik pastasından çok daha büyük bir pay alınabileceğini söyledi. Ancak sektörün hâlâ tasarım, lisans ve klas kuralları gibi alanlarda dışa bağımlılığının sürdüğü, asıl hedefin yalnızca üretici değil, aynı zamanda standartları belirleyen bir ülke konumuna gelmek olduğu vurgulandı. Sektörün "kapalı kutu" yapısından çıkarak dijitalleşmeye, inovasyona ve ortak akla daha fazla yatırım yapması gerektiği belirtilerek panel sona erdi.
TÜRK DENİZ MEDYA




0 Yorum