7 Temmuz 2026: Hürmüz Boğazı'nda Ateşkes Neden Sağlanamıyor? Detaylar haberimizde...

7 Temmuz 2026: Hürmüz Boğazı'nda Ateşkes Neden Sağlanamıyor? Detaylar haberimizde...

Hürmüz Boğazı'nda ticari deniz taşımacılığı, bölgenin açık olmasına rağmen güvenlik risklerinin devam ettiğini bir kez daha gösteren yeni bir saldırıyla sarsıldı.

Ateşkes Sonrası Toparlanan Deniz Trafiği Ne Durumda?

Hürmüz Boğazı'nda ticari deniz taşımacılığı, bölgenin açık olmasına rağmen güvenlik risklerinin devam ettiğini bir kez daha gösteren yeni bir saldırıyla sarsıldı. Pazartesi gecesi Umman açıklarında seyreden bir tanker, kimliği henüz belirlenemeyen bir mühimmatın isabet etmesi sonucu hasar gördü. Olay, son haftalarda yeniden canlanmaya başlayan Körfez trafiğine yönelik endişeleri artırırken, bölgedeki risk algısını da yeniden yükseltti.

İngiltere Deniz Ticareti Operasyonları Merkezi (UKMTO), gemi kaptanından aldığı ihbarda, tankerin Umman'ın Limah bölgesinin yaklaşık sekiz deniz mili doğusunda güneye seyir halindeyken iskele tarafından vurulduğunu açıkladı. İsabetin ardından gemide yangın çıkmasına rağmen olayda can kaybı veya çevre kirliliği yaşanmadı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.
 
Saldırı, Genişletilen Güney Transit Koridorunda Meydana Geldi

İlk değerlendirmelere göre saldırı, ABD koordinasyonunda oluşturulan genişletilmiş güney transit koridoru üzerinde veya bu rotaya çok yakın bir noktada gerçekleşti. Söz konusu koridor, geçen ay ilan edilen ateşkes sonrasında ticari gemilerin güvenli geçişini sağlamak amacıyla daha yoğun kullanılmaya başlanmıştı. Geleneksel trafik ayırım düzeninin mayın riski nedeniyle güvenli kabul edilmemesi üzerine uluslararası denizcilik otoriteleri gemileri alternatif güney rotasına yönlendirmişti.

Ortak Denizcilik Bilgi Merkezi (JMIC), son güvenlik değerlendirmesinde Hürmüz Boğazı'ndaki tehdit seviyesinin hâlâ "yüksek" (Substantial) olduğunu vurguladı. Kuruluş, ticari gemilerin genişletilmiş koridoru kullanabileceğini belirtirken şu uygulamaların sürdürülmesini tavsiye ediyor:

AIS sistemlerinin sürekli açık tutulması,
Seyir fenerlerinin yakılması,
Radarların aktif çalıştırılması,
Standart VHF haberleşmesinin kesintisiz sürdürülmesi,
ABD Deniz Kuvvetleri Merkez Komutanlığı'nın NCAGS birimiyle koordinasyon kurulması.

NCAGS koordinasyonu zorunlu olmasa da, mevcut güvenlik ortamında güçlü şekilde tavsiye ediliyor.

Toparlanan Tanker Trafiği Yeniden Baskı Altında

ABD ile İran arasında geçen ay sağlanan ateşkes sonrasında Hürmüz Boğazı'ndaki tanker ve LNG gemisi hareketliliğinde kademeli bir toparlanma başlamıştı. Her ne kadar trafik kriz öncesi seviyelerin gerisinde kalsa da, Körfez yüklemelerine yönelik güven yeniden oluşmaya başlamış, bunun da petrol ve LNG piyasalarındaki arz endişelerini bir miktar hafiflettiği görülmüştü. Ancak son saldırı, bu normalleşmenin henüz oldukça kırılgan olduğunu ortaya koyuyor. Denizcilik çevreleri, bölgedeki güvenlik risklerinin tamamen ortadan kalkmadığı ve ticari operasyonların hâlâ yüksek dikkat gerektirdiği görüşünde birleşiyor.

İngiltere ve Fransa Deniz Güvenliği İçin Yeni Adım Atıyor

Artan güvenlik endişeleri, Avrupa ülkelerini de harekete geçirdi. İngiltere ile Fransa'nın ortak açıklamasında, Umman'ın kendi karasularında güvenli seyrüseferin sağlanması konusunda iki ülkeyle iş birliği yapmayı kabul ettiği belirtildi. Londra ve Paris ayrıca, deniz ulaşım serbestisini desteklemek amacıyla daha geniş kapsamlı çok uluslu bir deniz güvenliği misyonuna katkı sağlamaya hazır olduklarını açıkladı. Bu gelişme, Hürmüz Boğazı çevresindeki uluslararası askeri varlığın önümüzdeki dönemde daha da artabileceğine işaret ediyor.

Kükürt Taşıyan Gemilere Sektörel Uyarı

Bölgedeki güvenlik riskleri yalnızca saldırılarla sınırlı değil. Uluslararası denizcilik danışmanlık şirketi Brookes Bell, özellikle elementel kükürt taşıyan dökme yük gemileri için önemli bir teknik risk konusunda sektörü uyardı. Hürmüz Boğazı çevresindeki operasyonel gecikmeler nedeniyle bazı gemilerin 60 günü aşkın süredir demirde beklediği belirtilirken, kükürt yüklerinde kullanılan kireç bazlı ambar koruma kaplamasının etkinlik süresinin yaklaşık 20 gün olduğu hatırlatıldı.

Koruyucu tabakanın etkisini kaybetmesiyle birlikte kükürt, nem ve çelik yüzeylerin teması sonucu asidik bir ortam oluşuyor. Bu durum özellikle korozyonu hızlandırarak gemi ambarlarında ciddi yapısal hasarlara yol açabiliyor.

Brookes Bell'in saha incelemelerine göre şubat ayından bu yana bölgeden çıkış yapabilen bazı gemilerde yaklaşık 50 gün içinde 5 milimetreye ulaşan korozyon tespit edildi. Bazı vakalarda ise çelik kalınlığındaki kayıp 7 milimetreye kadar ulaştı. Bu değerler, normal deniz suyu kaynaklı korozyon hızının oldukça üzerinde seyrediyor.

Sektör İçin Mesaj Net

Son saldırı, Hürmüz Boğazı'nın ticari gemi trafiğine açık olmasının tek başına güvenli operasyon anlamına gelmediğini bir kez daha ortaya koydu. Bölgede seyir planlaması yapan armatörler, işletmeciler ve charter şirketleri yalnızca güvenlik tehditlerini değil; bekleme süreleri, operasyonel gecikmeler, sigorta maliyetleri ve yük kaynaklı teknik riskleri de birlikte değerlendirmek zorunda.

Uzmanlara göre Hürmüz Boğazı, küresel enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olmayı sürdürürken, önümüzdeki dönemde hem güvenlik hem de operasyonel risk yönetimi açısından dünya denizcilik sektörünün en yakından takip edeceği bölgelerin başında gelmeye devam edecek.

TÜRK DENİZ MEDYA ÖZEL HABERİ