DENİZDE GEÇEN EN DEHŞET VERİCİ 10 FİLM

DENİZDE GEÇEN EN DEHŞET VERİCİ 10 FİLM

Deniz felaketi konulu filmlerin ilk defa beyazperdeyle buluşmasından bu yana, Hollywood’un bu konudaki filmlere takıntısı malum…

The Perfect Storm



The Perfect Storm, deniz felaketi konulu filmlerin en iyilerindendir, hiç şüphesiz. Balıkçı gemilerinin kaybolduğu gerçek bir hikâyeye dayalı olan filmde yaşanan fırtına 1991 yılındaki “Perfect Storm”dur. Film yalnızca gemi tayfasının kasırganın son saatlerindeki umutsuzluğunu tasvir etmez. Ve içindeki dev dalga için bile izlemeye değerdir…

Life of Pi


Felaket filmi olmasa da, Life of Pi nefes kesici bir gemi kazası filmi olarak tanımlanabilir. Öksüz bir çocuğun denizde aç bir kaplanla baş başa kalmasını konu almıştır.

En azından Almanlar kabul etmiş gibi görünüyor. Filme resmi Alman tanıtımında “Schiffbruch mit Tiger” yani “Kaplanla Gemi Kazası” adı verilmiştir.

The Poseidon Adventure



2006 yılındaki çekilen remake’inden uzun zaman önce, The Poseidon Adventure gemi kazası filmlerinin kralı oldu. Film, hurdaya götürülmeden önce son yolculuğuna çıkan yolcu gemisinde, papaz Gene Hackman’nin yolcuları ölümden kurtarması gerektiği fikri üzerine kurulmuştu. Abartılı diyaloglar ve acı veren özel efektleriyle bugün ikan edici bir film değil…

Titanic



Hollywood’un Titanic ölçeğinde bir film daha yapmak istediğini söylemeye gerek yok. Hala ikinci en yüksek hasılatı elde eden, bu deniz konulu, romantik, felaket filmi ayrıca en çok ağladığımız filmlerdendir.

Master and Commander: The Far Side of the World



Les Miserables filminde yaratıcılığı duraksamadan önce, Russell Crowe’un ne kadar iyi olduğu onaylanmıştı. Onun tabanca taşıyan bir kaptan olduğu Master and Commander: The Far Side of the World filmindeki karakterini dikkatlice izlemelisiniz. Crowe, beklendiği gibi savaş sırasındaki İngiliz savaş gemisinde kaptan ve komutan (Master and Commander) rolünde oynamıştır. Ayrıca en etkileyici sahne, organının alındığı sahnedir.

All is Lost



All is Lost, Robert Redford’un yat ile yolculuk ederken tropikal bir fırtınayla mücadele etmesini anlatıyor.

K-19: The Widowmaker



Filmde Harrison Ford, k-19 denizaltısının kaptanlığı rolündedir. Yaşadığı zorluklarla beraber ekibini radyasyon sızıntısından kurtarmaya çalışmaktadır. Filmin ismi, takma adı Widowmaker olduğu için eleştirildi. Bu takma ad aslında yönetmen tarafından hayal edildi ve hiçbir zaman gerçek hayatta kullanılmadı. Yönetmen o takma adı kullanmaları yaptıkları en büyük hata olduğunu söyledi.

White Squall


Diğer bir gerçek hikâye, White Squall, bir grup öğrenci ve onların kaptanları meteorolojik anormallikle savaşırlar ki bu 20ft yüksekliğindeki dalga anlamına geliyor. Hikâye tatlı bir etkileyiciliğe dayanmasına rağmen, White Squall, Ridley Scott’ın en iyi filmleri listesinde değildir.

In the Heart of the Sea


In The Heart of the Sea bizi Ron Howard’ın dümende olması ve ekip içinde Chris Hemsworth ve Cillian Murphy olmasıyla etkilemiştir. Balina avlama gemisi İngiltere kıyısında dolaşırken, sadece ekibin cesur olması değil, onların ayrıca intikamcı balinayla yüzleşmeleri gerekmektedir.

Moby Dick



Tabii eğer geçmişle alakalı bir fanteziniz varsa orijinal Moby Dick filminin kökenine inmeniz gerekir. Balina katliamının yasaklanma kararının alındığı döneme…

Kaynak: otekisinema.com