MÜSİLAJDAN SONRA MARMARA'DA NELER OLUYOR?

MÜSİLAJDAN SONRA MARMARA'DA NELER OLUYOR?

Marmara’ya açılan balıkçılar geçtiğimiz yıllara kıyasla umduklarını bulamadı. Yaklaşık 200 gırgır teknesi Karadeniz’e ve Ege’ye gitmek zorunda kaldı.

Denizlerde av sezonunun başlamasının üzerinden bir aydan fazla süre geçti. Ancak Marmara’ya açılan balıkçılar geçtiğimiz yıllara kıyasla umduklarını bulamadı. Yaklaşık 200 gırgır teknesi Karadeniz’e ve Ege’ye gitmek zorunda kaldı. Olağan şüpheli müsilaj olsa da balıkçılara göre kaçışın başka gerekçeleri, uzmanların ise geleceğe dair korkutucu öngörüleri var. İşte Marmara'daki son durum...

Geçtiğimiz sezonu Müsilaj yüzünden beklentilerin uzağında kapatan Marmara balıkçıları, şimdi de mevsim normallerinin üzerinde seyreden 'deniz iklimi' ile karşı karşıya. Av sezonunun başlamasının üzerinden bir aydan fazla süre geçmesine rağmen umduklarını bulamayan balıkçılar, Marmara'yı terk etmeye başladı.

Her yıl eylül-ekim döneminde, kasalarını "Marmara hamsileri" ile dolduran balıkçıların yeni umudu Karadeniz ve Kuzey Ege suları.

Şimdiye kadar yaklaşık 200 gırgırın Marmara Denizi'ni terk ettiği bildiriliyor.

BALIKÇILARA GÖRE SEBEP: DENİZ SICAKLIĞI

İstanbul Bölgesel Su Ürünleri Kooperatifler Birliği Başkanı Erdoğan Kartal'a göre, Marmara'dan yeterli verim alamamalarının nedeni su sıcaklığının normallerin üzerinde seyretmesi.

Marmara'daki çok sayıda gırgırın Karadeniz ve Ege'ye gittiğini anlatan Kartal, "Bu kaçış hava şartlarından kaynaklı. Aşağı yukarı 10 gündür Karadeniz'de hava şartları ağır seyrediyor. Sezon başından beri de durum böyle gidiyor. Resmen gün yüzü göremedik. Marmara Denizi'nde şu an istavrit varsa boyları küçük, pek hamsi de görünmüyor. Suların sıcak oluşunun da çok etkisi var. Sularımız soğumaya başladığı zaman balıklarımız doğal olarak toparlanacaktır" diye konuştu.

Marmara'yı istila eden müsilaj yüzünden, balıkçılar geçtiğimiz sezonu 'yarım' kapatmak zorunda kaldı. Ortalama 25 bin ton olan Marmara'daki av miktarı, geçtiğimiz sezon 10 binli rakamlara düştü.

"ARTIK ENDÜSTRİYEL BALIKÇILIK YAPILMAMALI"

Müsilajla boğuşan Marmara için artık radikal önlemlerin alınması gerektiğini belirten Erdoğan Kartal şunları vurguladı:

-Endüstriyel avcılığı bizim Marmara'da bitirmemiz lazım. Herkesin istediği gibi balıkçılık yapamayacağı standartlar gelmesi lazım. Artık Marmara Denizi bu avcılık biçimini kaldıramayacak durumda. Bazı nedenler bir yanda, endüstriyel balıkçılığın kapasitesi gerçekten çok büyüdü. Denizin kapasitesi artık yetmiyor. Bu aşamada artık bizim radikal kararlara ihtiyacımız var. Ağ balıkçılığı var mesela, bunlara bile standart getirilmesi gerekiyor.

"LÜFER BOLLUĞUNUN SEBEBİ MÜSİLAJ"

-Şu an istediğiniz kadar ağı denize atmamanız gerekiyor. Üniversitelerle çalışılarak buna da bir düzen getirilmesi gerekiyor. Mesela müsilaj başladığı zaman bizim boğazlarımızda daha önce hiç olmadığı kadar sarıkanat, lüfer vardı. Bu dönemdeki görüntü, endüstriyel balıkçılık yapılamadığı için oluştu. Müsilaj bazı şeyleri götürdü ama lüferde çok büyük katkısı oldu. Şu an yaşanan lüfer bolluğu kesinlikle müsilajın etkisi.

Deniz Ticaret Odası Balıkçılık Meslek Komite Başkanı Murat Kul'a göre de 'kaçışın' sebebi, hava sıcaklığı.

"Şu an sular çok soğumadı, soğumadığı için Marmara'da avcılık biraz az oluyor" diyen Kul, "Marmara'da Balık var normalde. Balıkçılık, deniz suyu soğudukça daha da artacaktır. Şu an Marmara Denizi'nde müsilaj da yok. Bir tane bile görmüyoruz, görsek zaten ağlarımızı denize atamayız. Şu an hiçbir sıkıntı yok, görünmüyor da" diye konuştu.

Türkiye'de uygulanan av sezonu takviminin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini de savunan Kul şunları kaydetti:

"Baktığınız zaman Avrupa Birliği ya da diğer ülkelerde 12 ay boyunca çalışıyor. Peki bizde durum nasıl? 7,5 ay avcılık yapıyoruz. Bunun da 3 ya da 4 ayında Marmara'da avcılık gerçekleşiyor. Av yasağını dile bile getirmemek gerekir. Bizim endüstriyel anlamda 600 tane büyük teknemiz var. Bunun yüzde 20'si Marmara'da çalışıyor. Yani biz avladığımız balığın yüzde 80'ini Karadeniz ve Ege'den alıyoruz zaten."

'KILIÇ BALIĞI ARTIK YOK'

Prof. Dr. Saadet Karakulak "Belirli oranda avcılık yapmamız gerekiyor ki denizlerimizde üreme yapabilmeleri için balık kalsın. Bunu yaptığımız takdirde denizlerimizdeki balıklar artacaktır. Mesela bakın Marmara Denizi'nin kaybettiği balıklardan birisi kılıç balığı. Bu balık 80'li yıllardan beri görünmüyor"

EKOSİSTEM ESASLI BALIKÇILIK NE ANLAMA GELİYOR?

Peki sektör temsilcilerinin de sık sık telaffuz ettiği 'ekosistem esaslı balıkçılık' ne anlama geliyor?

Yıllardır süregelen ancak müsilaj kabusuyla daha çok dillendirilmeye başlanan bu terimi İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Saadet Karakulak'a sorduk.

NORVEÇ MODELİ

Dünyanın her denizinde balıkçılık yapıldığını ama bu faaliyetlerin belirli kurallara göre düzenlendiğini hatırlatan Karakulak'a göre, Norveç gibi balıkçılıkta gelişmiş ülkeler örnek alınmalı.

Gelişmiş ülkelerde 'balık kaynaklarına göre avcılık yapıldığını' belirten Karakulak şunları vurguladı:

-Bu ülkeler, balık stoklarını değerlendiren çalışmalar yaparak 'ne kadar av yapabileceklerinin' hesabını yapmışlar ve balıkçı teknelerine ne ölçüye kadar izin verebileceklerini belirlemişler. Ama biz hâlâ bu sistemlere geçemedik. Teknelerimiz denize açıldığında maksimum avlayabildiği kadar balık topluyor. Bu durum da aşırı av baskısı oluşturuyor ve balık stoklarımız her yıl azalıyor. Bizim bir an önce kaynakla orantılı avcılık anlayışını benimsememiz lazım. Her tekneye "Bu sene senin avcılık kotan şu kadar" dememiz gerekiyor.

Geçtiğimiz kasım ayında Marmara Denizi’nin 18-25 metre derinlik aralığında görülmeye başlanan Müsilaj, 2021’in Nisan ayında yüzeyi kaplamıştı. Müsilaj 1 Eylül’deki Balık sezonu başlamadan önce yüzeyden kayboldu ancak halen dipte, pusuda beklemeyi sürdürüyor.

‘80 BİN TONLARDAN 24 BİN TONLARA DÜŞTÜK’

-Marmara Denizi'nde durum oldukça kötü. Son 20 yıla baktığımızda 80 bin ton olan av miktarımız her sene düşerek 24 bin tona kadar gerilemiş durumda. Burada ciddi bir stok erimesi olduğunu görüyoruz. Özellikle müsilajdan sonra ekosistem odaklı balıkçılık anlayışına geçmemiz lazımdı. Yani ekosisteme bakacağız, balıkçının durumuna da bakacağız ve bu ikisi arasında bir denge bulacağız. Alınan önlemler maalesef tam anlamıyla yeterli değil.

-Marmara Denizi'nde bir doğal afet oldu (müsilaj) ama biz hâlâ balıkçılık faaliyetlerini eskisi gibi yürütmeye devam ediyoruz. Balıkçı filomuz git gide büyüyor ve denizlerimizde aşırı av baskısı var. Şu an Akdeniz ve Karadeniz havzasında balıkçılık kapasitesinde en yüksek Türkiye. Bizim balıkçı filomuzu mutlaka azaltmamız gerekiyor.

Kaynak: Hürriyet